Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dilek Ağacı

10 Aralık 2008 Bucak, 13:00 Sevgili dostlar, merhaba Bugün sizlere sevgili hocam Baba Muktananda' nın "Nereye Gidiyorsun ?" adlı eserinden bir hikaye aktarmak istiyorum. Bir zamanlar bi şehirden başka bi şehre dolaşan talihsiz bir adam varmış. Gayesizce oradan oraya dolaşırken yolunun üzerinde bir ormana gelmiş. Bir ağacın altına oturmuş ve kendisini çok huzurlu hissetmeye başlamış. Tatlı yumuşak bir rüzgar esiyormuş ve adam etrafına bakmış ve içinde oturduğu ormanın ne kadar güzel olduğunu düşünmüş. “Eğer bir eşim sevgilim olsaydı ne kadar mutlu olurdum” diye iç geçirmiş. Altında oturduğu ağaç meğerse bir dilek ağacıymış. Dilek ağacı kutsaldır ve eğer altında oturan kişi bir dilekte bulunursa, dileği anında yerine geldiği söylenir. Dolayısıyla, o anda güzel bir kız ortaya çıkıvermiş. Adam şaşkına dönmüş. Kız onun yanına oturmuş ve bir süre adam mutlu olmuş. Sonra adam şöyle düşünmüş, “ Ne yazıkki ikimiz ağacın altında, çimenlerin üzerinde, açıkta oturuyoruz....

Hangisi Gerçek?

14 ekim 2008, Salı 07:00, Bucak, Burdur Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla ... Gerçeği, hakikatı arayan ey benim sevgili kardeşim ! Gerçeği dışarda arama kendinde ara, orda burda şurda değil, kendi Özünde ara. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demiş Atatürk. Seninde mürşidin hakiki ilim olsun. Hakiki ilimden neyi kastediyorsun, dersen?. Onu da bana sorma, kendi Özünde ara, bul. Çünkü hakiki ilim öyle bir ilimki, onun objesi sensin, nesnesi sensin, laboratuvarı sensin. Yunus Emre’min dediği gibi, “İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendin bilmez isen... Bu nice okumaktır”. Sevgili kardeşim, en büyük ilim kendini bilmektir. Allah (c.c), Kur’an Kerim’inde diyorki, “Ben size, sizden yakınım”. Onu gökte, yerde, Kabe’de uzaklarda arama, o senin kalbindedir. Sen yeterki kalbini yumuşat. Sevgili öğretmenim, Swami Muktananda “Nereye Gidiyorsun” adlı eserinde diyorki, “Tanrı, senin içinde Öz olarak yerleşiktir. Sen dünyayı, hayatı sadece uyanıkken sana göründüğü hali...

Serçe Kuşları ve Sivri sinek

10.10.2008, Cuma 07:00, Bucak Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla ... Sevgilim günaydın, bu sabah serçe kuşları uyandırdı. Serçe kuşlarının cıvıltıları ruhuma neşe veriyor. Sesleri azaldı., tek tük cıvıldaşıyorlar şimdi. Sabah 06:30’da kalktığımda bütün güçleriyle, birbirleriyle yarışırcasına ötüşüp duruyorlardı. Güneşin doğuşunu sevinçle bekliyorlar, bak şimdi sustular gibi, arada bir ikisi cik cik diyor. Güneş doğunca susuyorlar herhalde. Demekki, her gün güneşin doğumasına yarım saat kala günün başlangıcını neşeli şarkılarla karşılıyorlar. Sevgilim, serçe kuşlarını anladık da, sivri sinek ne alaka, diye düşünüyorsun değilmi? Bu gece odamdaki bir sivrisinek gece yarısı 02:00’den beri beni uyutmadı. Uykusuz bıraktı beni bütün gece. Ona, gece yarısı kalktığımda çok kızmıştım. “Allah’ın belası musibet mahluk, beni uyutmadın” demiştim. Ancak şöyle sıcak güzel bir duş alıp, dört rekat şükür namazı kıldıktan sonra, tekrar düşündüğümde haksızlık etmişim o küçük yaratığa. Sevgilim bi...

Şükürler olsun

10 Ekim 2008, 07:07 Bucak Burdur Türkiye Rahman ve rahim olan yüce Allah’ın adıyla ... Alemlerin Rabbına hamd ederim. Allah’ım sana şükürler olsun. Günlerdir, aylardır, yıllardır yazmak istiyordum. Nasip bu güne imiş. İlk mektubumu sana yazıyorum. Burdur’un Bucak ilçesinde, AS Çimento’nun misafirhanesinde, güzel bir sonbahar sabahının seher vaktinde sana yazmak, sana şükretmek ne güzel. Kalbimdeki ilahi sevgi enerjisini açığa çıkardığın, sana yazmak gücünü verdiğin ve sana yaklaştırdığın için çok teşekkür ederim. Senin izninle, senin rızanla onyedi senedir çektiğim çile bundan sonra bitecek inşallah. Geçen bu onyedi senede çok şeyler yaşadım, çok üzüldüm, çok sevindim, çok sıkıntı çektim ve çok şey öğrendim. En çok ayrılık acısının ne olduğunu öğrendim. Yalnızlığın hem iyi hem de kötü taraflarının olduğunu, gerektiğinde içe dönmenin iyi ancak çok aşırıya kaçtığımda kötü olduğunu öğrendim. Seher vaktinde cıvıldaşmaya başlayan serçeler şimdi sustular. Güneş doğdu. Kızılkaya’nı...